Dış sesin bir Alman ya da İngiliz tarafından seslendirildiğini görsek, vay be gavur gene yapmış der, kutlardık. :)
Yaratıcı fikirden, cast seçimine, prodüksiyondan, kurguya kadar yapılan tüm iş birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor ve yabancı örneklerine bile parmak ısırtıyor. Knorr tarafından hazırlanan brief’de, annelerimizin çorbaları kadar lezzetli tanımının özellikle vurgulanması yaratıcı süreçte gerçek fikrin ortaya çıkmasına da büyük bir kolaylık sağlıyor. Her ne kadar annelerimiz hazır çorba dışında pek kendi üretimlerini sergilemese de, ürünün kullanım tarzları reklamın söylediğimiz brief doğrultusunda şekillenmesinde oldukça mantıklı bir tutarlılık sergiliyor. Yalnız fikir bazında bir şey kafamı kurcalamıyor değil. Reklam önermesinin neden sürekli erkek kullanıcılar tarafından resmedildiğidir. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi; ofis içinde hiçbir kadın çalışanın annesi yok, onları düzelten kurcalayan bir anne tasviri yok. Tamam bu durumdan en çok çeken erkeklerdir, ve genel bir kanı olan erkek çocuk annesine, kız çocuk babasına bağlıdır düz mantığına sahip olunması markanın hedef kitle seçiminde biraz eşit davranmadığı algısını oluşturabilir mi? Açıkçası bir kadının makyajını düzelten anne tasvirinin fikri öldürmeyeceğini, olaya renk ve boyut katabileceğini söyleyebilirim.
Yukarıda söylediğimiz gibi erkek çocukların anne tarafından daha çok korunup kollandığını düşünürsek zaten reklam fikrinin yaratıcı noktasına ulaşırız. O yüzden pozitif ayrımcılık konusunda fazla durmayacağım. Sonuç itibariyle reklamla karşılaştığımız noktada izleyiciyi kendine çeken bir fikir sürecinin yer alması marka mesajının etkili bir şekilde verilmesine olanak sağlamaktadır.
Kısacası bu reklam, marka mesajını verene kadar kendini izlettirir.
E, yaratıcı reklamında amacı bu değil midir :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder