6 Aralık 2017 Çarşamba
AYLA
Ay yüzlü Ayla ile Astsubay Süleyman Dilbirliği'nin hikayesi. Tarihler 1950. K. Kore ile G. Kore arasındaki bir iç savaş ilerleyen günlerde uluslararası boyut kazanmıştır. Bunun neticesinde Türkiye Güney Kore'ye yardım için bir askeri birlik gönderir. Aradan aylar geçer ve nihayet savaş biter. İki ülke arasında ise yıllarca sürecek dostluk kalır. Bu savaş sonucunda 721 Türk askeri şehit olmuştur. Bunun yanında 3 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu acı tablo içinde güzel, sıcacık bir umut meydana gelmiştir. Bu umudun adı Ayla. Ayla ve onun Türk birliğindeki askerlerden biri ile arasında oluşan bağ. Süleyman Astsubayın sözleri ile söylemek gerekirse "bu kız çocuğu savaşın içindeki hayatlarına girerek o karanlık dünyayı adeta aydınlattı."
Son dönemlerde izlediğim en iyi yapımlardan bir tanesi Ayla. Ayla filmi Türkiye'nin oscar adayı (daha doğrusu oscar aday adayı) umarım hak ettiği başarıyı elde eder.
Film şuana kadar 4.1 milyon izleyiciyi sinemaya çekmeyi başardı. Peki yeter mi? Bence hayır. Çok daha fazlasını hak ediyor. Türkiye de en çok izlenen filmin gişesi 7.3 milyon ise Ayla için 4 milyon az bir sayı.
Ayla bize ne mi anlatıyor? Savaşta ailesini kaybetmiş, yalnız kalmış, korkmuş hemde çok korkmuş küçük bir kızla, bir millete yardım etmek için ülkesinden kilometrelerce uzağa hiç tereddüt etmeden, acaba mı demeden giden bir askerin iki yabancıdan nasıl baba-kıza dönüştüğünü anlatıyor. Birine kızım demek için, babam demek için kan bağına gerek olmadığını anlatıyor. Aradan 60 yılda geçse savaşta kızım denilen o küçük kızın, babam denilen o genç askerin hala özlenildiğini, beklenildiğini anlatıyor.
Filmin oyuncularına gelirsek ise; İsmail Hacıoğlu harika bir oyunculuk sergilemiş.Oynamamış yaşamış resmen. Ali Atay çok çok iyiydi. Murat Yıldırım, Çetin Tekindor, Büşra Develi, Taner Birsel, Caner Kurtaran kendi paylarına düşeni hakkıyla yapmışlar.
Ve tabi ki Kim Seol, bu küçük kız öyle güzel Ayla olmuş ki ba-yıl-dım.
İzlerken bazı sahnelerde salonca güldük, bazı sahnelerde ise gözlerim öyle bir doldu ki gözlerimi kırpsam yaşlar akmaya başlayacak. Salondan çıkarken insanlara şöyle bir baktım da gözleri kuru olan nadir. Bu hikayeyi bu kadar duygusal yapanda gerçek olduğunu bilmek, o acıların gerçekten çekildiğini bilmek değil mi ? Beni en fazla etkileyen bu özelliğiydi açıkçası.
Filmde iki sahne var ki beni benden aldı. Tabi bunu söylemeyeceğim ama bu konuda tek olmadığımı biliyorum. Kiminle konuşsam aynı sahnelerden bahsettik durduk. Ama bir sahneyi söyleyebilirim. çünkü bu herkesin bildiği bir şey. Ayla ile babasının buluşması.
Filmde beğenmediğim yer yok muydu.? Evet vardı. Filmin günümüz sahneleri zayıf kalmıştı mesela. Bu ufak eksisine rağmen gidilip izlenecek ve bunun için pişman olunmayacak bir film Ayla.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder