80'ler deyince aklıma gelen isim Molly Ringwald ve onun yıldızını parlatan 3 film; Sixteen Candles(1984), The Breakfast Club(1985) ve Pretty in Pink(1986).
Bu 3 gençlik film o dönemi tam manasıyla yansıtıyor. O dönem ki lise hayatını, lisedeki popüler erkekler\kızlar ile geekler arasındaki farklar, 80'ler gençliğinin yaşayışları, moda anlayışları ve tabi ki müzik zevkleri. Özellikle Pretty in Pink çok güzel bir soundtracke sahiptir.
Bu filmlere yıllar önce lisedeyken (yıllar önce dediysem birkaç ay önce hatta birkaç hafta önce yani
Filmlerin en belirgin ortak özelliği esas kızın Molly Ringwald olmasının yanında, John Hughes'ın 3 filmi de yönetmiş olması. İkisi birlikte çok güzel bir birliktelik yakalamışlar.
John Hughes o dönemi çok güzel yansıtmış. Molly Ringwald ise kısa kızıl saçları, giydiği elbiseler, taktığı şapka ve gözlüklerle çok hoş bir görüntü sergiliyor.
Ben filmlerde Molly'nin aşık olduğu esas çocuktan ziyade Molly'nin kankasını yada ona aşık geek çocuğu hep daha çok sevmişimdir. Özellikle de Pretty in Pink filminde kanka benim favorimdi.
Hadi birazda filmlerden bahsedelim :)
Sixteen Candles
Esas kızımız Samantha'nın hayatından bir kesiti izliyoruz bu filmde. 15 yaşındaki Samantha'nın doğum günü yaklaşmaktadır ve aile büyük kızlarının evlilik hazırlıklarıyla o kadar meşguldür ki Samantha'nın doğum gününü hatırlamazlar. Yani Samnatha için hayatının aile kısmı pek iç açıcı değildir. Okul mu? Okul Samantha için bir yandan güzel gitmektedir. Çünkü hoşlandığı çocuk okuldadır. Bir yandan da pek iç açıcı değildir. Nedeni ise okulun sevimsiz çocuğu Samantha'dan hoşlanmaktadır ve kızımız bu çocukla uğraşmak zorundadır.
Bakalım Samantha hoşlandığı çocuğu etkileyip kendisine takıntılı çocuktan kurtulabilecek mi? 16. yaş gününü hayal ettiği gibi kutlayabilecek mi?
The Breakfast Club
Aynı lisede okuyan ama farklı arkadaş gruplarında olan 5 öğrenci bir gün cezaya kalırlar. Bu ceza sebebi ile bir cumartesilerini okulun kütüphanesinde geçirmek zorundadırlar. Filmde bize bu beş kişinin okulun kütüphanesinde geçen bir gününü anlatıyor. Başta birbirlerine karşı önyargılı olan bu öğrenciler saatler ilerledikçe iletişim kurmaya, birbirlerini tanımaya ve birbirleri hakkındaki düşüncelerinin ne kadarının doğru, ne kadarının yanlış olduğunu anlamaya başlayacaklar.
Pretty in Pink
Film 17 yaşındaki Andie adlı genç bir kızın hayatı etrafında dönmektedir. Andie pembeye ve modaya düşkün bir kızdır. Gündüzleri zenginlerin gittiği bir liseye gitmekte okuldan sonra ise bir kasetçide çalışmaktadır. Duckie adlı çok yakın bir arkadaşı ve Blane adlı hoşlandığı bir çocuk vardır. Filmde Andie, Duckie ve Blane arasındaki ilişkiler işlenmiştir.
Ufak bir not: Yukarıda demiştim ya esas kızın kankalarını tutuyorum. Özellikle Pretty in Pink de kanka benim favorimdi diye. Hatırlıyorsunuz değil mi? Tek benim değil neredeyse filmi izleyen herkesin
Eeeee tabi ben tutuyorum çocuğu boşuna değil başkaları niye tutmasın değil mi ama
Gerçi filmin sonu biz Jon severleri pek memnun etmemişti maalesef 
Yönetmen John Hughes yaptığı bir konuşmada bu final ile ilgili olarak finalin kendisininde beklediğinden farklı geliştiğini ve bizimle aynı şeyleri hissettiğini söylemiştir. Hatta öyle ki yönetmen bizim Pretty in Pink de beklediğimiz finali yeni filminde gerçekleştireceğini söylemiştir.
Ayyy çok mu bahsettim, çok mu spoiler verdim ne ?
Eeeee tabi ben tutuyorum çocuğu boşuna değil başkaları niye tutmasın değil mi ama
Yönetmen John Hughes yaptığı bir konuşmada bu final ile ilgili olarak finalin kendisininde beklediğinden farklı geliştiğini ve bizimle aynı şeyleri hissettiğini söylemiştir. Hatta öyle ki yönetmen bizim Pretty in Pink de beklediğimiz finali yeni filminde gerçekleştireceğini söylemiştir.
Ayyy çok mu bahsettim, çok mu spoiler verdim ne ?
:)
NOT: John Cusack( sixteen candles) ve Jon Cryer'ın (pretty in pink) gençlik halleri görülmeye değer doğrusu
Neyse efendim 80'li yıllar ve Molly Ringwald deyince aklıma gelen 3 güzel film işte bunlar.
İzlemenizi şiddetle öneririm 



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder