Ve sonunda bahar geldi. Her ne kadar Ankara'ya tam olarak gelmese de, güneş yüzünü bir gösterip bir kaçsa da, benim içime güneş doğdu bir kere. Sanırım psikolojik olarak kendimi çok hazırladım güzel havalara. Hiç sevmem zaten karı, yağmuru, kapalı havayı. İçime sıkıntı gelir. Sanırım Kuşadası'nda büyümüş olmamın etkisi büyük bu durumda. Sıcak severim, her taraf cıvıl cıvıl olsun isterim.
Bahar gelince, alışılagelmiş bahar temizliği vardır her evde, annelerimizin yaptığı. Küçüklükten beri biliriz. Evin her tarafı ayağa kalkar ve dip köşe dezenfekte edilir. Benim içinse bahar temizliği demek, evdeki tüm kalabalıktan kurtulmak, kullanılmayan ne varsa vermek demek. Saklamayı hiç sevmem. Ben kullanmıyorsam elbet kullanan olacaktır. Eğer kullanılmayacak durumdaysa da hoopp çöpe.
İnsanların olduğu gibi eşyalarında bir enerjisinin var olduğuna inanıyorum ben. Yenilenmek iyi geliyor her daim. Farklılık, canlılık katıyor. Özellikle de anne olduktan sonra fazlalıklar iyice gözüme batmaya başladı. Kalabalık istemiyorum, gereksiz eşya ruhumu daraltıyor. O zaman klasik bahar temizliğimden bahsedeyim size.
İlk olarak kozmetik ürünlerinden başladım, işime. Makyaj kutusunu aldım önüme ve atılacakları tek tek ayırdım. Uzun zamandır kullanmadığım ne kadar çok ruj varmış meğer. Ruj takıntımdan dolayı alıp alıp biriktirmişim sürekli. Kullanmıyorsam ne anlamı var durmasının, hemen çöpe. Farlar, göz kalemleri, rimeller, fırçalar, allıklar ve daha birçok şey. Hepsini attım. Bir küçük poşet ıvır zıvır çıktı. Zaten hepsinin bir kullanım süresi var. Bekletmek çok sakıncalı. Bakteri ürüyor ve tarihi de geçiyor. Ayrıca kozmetik ürünlerin arkasındaki, 8M, 12M (8ay,12ay) gibi ibareler, ürün açıldıktan sonraki kullanım süresini belirtiyor. Bunlara da dikkat etmek gerekiyor. Eğer zamanı geçmişse hemen atın. Bu arada ben kullanılmış kozmetiklerin, bir başkasına verilmesine karşıyım. Özellikle ruj, göz kalemi ve rimel bence mikrop aktarımına bire bir.
Ve banyo dolabını temizlemeye koyuldum. Atmaya üşendiğimiz boş parfüm ve roll-on şişeleri, süresi bitmiş el kremleri, kullanılmayan saç spreyleri ve daha bir sürü kalabalık...Boşa yer kaplamışlar bunca zaman.
Sonra geçtim kıyafetlere, tek tek indirdim gardırobu ve kullanılmayacaklar ayrıldı. Dolapta bekleyeceğine ihtiyaç sahiplerine gitsin. Ben yılda iki kez dolabı gözden geçiriyorum mutlaka. Çünkü zaman geçtikçe, tarzım, hoşlandıklarım hatta kilom sürekli değişiyor. Haliyle giymeyeceksem, yer kaplamasın. Yeni sahiplerini bulsun.
Aynı şekilde Arın'ın kıyafetlerini de seçtim. Önce küçülenleri çıkardım dolaptan (büyüdü de küçülmüşleri oldu miniğin :) ) Verilecekler ayrıldı, saklanacaklar ayrıldı. Böylece, nelere ihtiyacı olduğu ortaya çıktı ve dolap baya temizlendi. Şimdi sıra takılarda, sonra mutfak, sonra salon derken kalabalıklardan kurtulmuş olacağım. Bence sizde hemen bahar temizliğine başlayın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder